Sokrates Dergisi 13. Sayı İncelemesi

Sokrates Kapak

Düşünen Spor Dergisi

Tozlu rafımda biriktirdiğim yegane derginin 1. yıldönümünde, üstelik sinema konulu sayısında inceleme konusu yapmasam olmazdı. Olmazdı da, dergilerimi getiren kargo şirketinin azizliğine uğradım ve ayın yarısı geçtikten sonra elime geçen Sokrates’in 13. sayısını ancak bitirebildim ve bu yazıyı yazmak üzere masama oturabildim.

Sokrates ilk sayıdan itibaren heyecanla takip ettiğim ve beğenerek okuduğum bir dergi. Açıkçası bir spor dergisini bu şekilde takip edeceğimi düşünmezdim, çünkü içerik olarak baktığınızda bisikletten Amerikan futboluna, basketboldan boksa kadar tüm sporlarla ilgili yazılar mevcut. Hiç ilgimi çekmeyen dallarla ilgili dahi o kadar güzel yazılar kaleme alınmış ki, bir sayısını tam bir ayda ancak bitirebiliyorum. Ayrıca her ay belli bir konu üzerine içerik hazırladıkları için çok da ilgi çekici sayılar çıkardılar. Dergideki illustrasyonlar da çok ama çok güzel, insan çoğuna bakmaya doyamıyor. Gerçekten çok başarılı.

Şimdi gelelim bu ay ki sayıyı neden inceleme konusu yaptığıma. Az önce de yazdığım gibi bu sayının ana teması sinema. Bir spor dergisi sinema temalı bir sayı çıkarırsa tabii ki içerik de büyük çoğunlukla spor konulu filmler olur. Serdar Akar ve Onur Ünlü röportajları, O.J. Simpson davası, Eric Cantona ve Mehmet Açar’ın Kızgın Boğa incelemesi ilk bakışta göze çarpan içerikler.

Spor konulu ne kadar çok film varmış dedirten sayı, Senna ve Moneyball’u izlenecek filmler listeme aldırdı. Dağcılık ile alakalı filmlere ilgimden ötürü en azından ufak bir inceleme aradı gözlerim ama maalesef aradığımı bulamadım. Ama bunca içeriğe rağmen ve ele alınmayan ana akım spor filmlerini de düşününce normal denebilir.

Raging Bull – Kızgın Boğa incelemesi ve bir nevi Moneyball incelemesi olan ve spor istatistikleri ile veri analizi üzerine ele alınmış Rakamların Dili Olsa, Merkez Kort bölümünün öne çıkan içerikleri, zevkle bir çırpıda okunuyor.

1. Yılında kapağında ilk defa iki renk kullanan Sokrates illustrasyonlarıyla da ilk sayıdaki tadı hala devam ediyor. Bakalım bu sene bu şekilde çok renkli kapaklar görmeye devam edecekmiyiz.

Sokrates Illustrasyonlar
Eğer hala edinmediyseniz, ayın bu son günlerinde 2016 Nisan sayısını kaçırmayın derim. Kaçırdıysanız da sanırım sahaflardan ya da internetten rahatlıkla edinilebilir bu sayı. Hala tanışmadıysanız bir şans verin.

 

Aç Kalpler DVD İncelemesi

Aç Kalpler Kapak

Olağanüstü! Polanski ve Hitchcock çizgisinde.

Film

Geçtiğimiz yıl, sanırım İstanbul Film Festivali’nde ilgimi çekmişti bu film. Çin’de bir lokantanın erkek tuvaletinde başlayan film daha ilk sahneden filme konu çiftin arasındaki farklı beslenme alışkanlıklarına dikkat çekiyor ve çatışmayı göz önüne seriyor. Çift evliliğe doğru ilerlerken vejeteryan ve takıntılı annenin çocuğuna uyguladığı diyeti izleyerek geriliyoruz. Fazla ipucu vermeden kısaca bahsetmeye çalışıyorum ki seyir zevkiniz bozulmasın. Girls dizisinden severek takip ettiğim Adam Driver’ı bu tarz bir rolde görmek, ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Her an bizi güldürecek, filmin karanlık havasına renk katacak beklentisi ile izledim, ama yapmadı, film giderek karardı, karardı… Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu ödülleri boşa alınmamış. Alba Rohrwacher, çok uygun bir tercih olmuş, aynı Tilda Swinton gibi, bembeyaz teniyle ve hastalıklı yüz ifadesiyle rolüne fiziksel olarak da uyum sağlamış.

Yönetmen, vejeteryan olmayan ebeveyn’in gözüyle hikayeyi anlatıp, vejeteryan bireyi tercihleriyle canavarlaştırılıyor. Bu aşamada belki film vejeteryan bireyin tercihlerini ve sebeplerini de bağımsız olarak bize sunabilseydi, daha da ilginç olabilirdi. Ama yönetmen bizi empati yaptırarak, yönlendirerek, vejeteryan bireye karşı taraf olmamızı sağlıyor. Bu taraflılığına rağmen film hala ilginç ve kesinlikle izlemeye değer.

Filmin bazı sahnelerinde belgesel izliyormuş hissi veren diyaloglar, yönetmenin daha önce çektiği belgesellerin tecrübesiyle hoş bir tad bırakıyor. Konu ve tarz olarak çok alakasız da olsa District 9’ı ve özellikle The Imposter’ı anımsattı. Filmin sonlarına doğru kullanılan balık gözü lensler ile çekilmiş sahneler evdeki gerilimi arttırıyor ve sıkıntıyı izleyiciye aşırı derecede hissettiriyor.

 Kapak ve Ekstralar

Diskin kutusu klasik Başka Sinema Seçkisi kutusu olarak alıştığımız şekilde hazırlanmış. Filmin kapağı filmin oldukça güzel hazırlanmış afişi ile piyasaya çıktı, kapak filmin oldukça kısa görsel bir özeti ve herşeyi anlatıyor. Ekstralar konusunda disk çok kısır. Sadece fragman ve fotoğraf galerisi olan tipteki disklerden maalesef. Bu açıdan benim oldu, sizin fazla bir beklentiniz olmasın.

Rezervuar Köpekleri Blu-Ray İncelemesi

Rezervuar Köpekleri Kapak

You ever listen to K-Billy’s “Super Sounds of the Seventies” weekend?

Film

Şiddetin estetize edilmesi, yüceltilmesi denince sayılacak ilk 3 yönetmen arasında Tarantino, Tarantino’nun da ilk 3 filmi arasında Rezervuar Köpekleri vardır herhalde. Ben bu deyim ile bu filmi izlerken tanıştım. Ekstralardaki röportajlara göre Tarantino’nun sadece 3000$’a çektiği film, birkaç sahne dışında neredeyse tamamı kapalı bir depoda geçen bir film. Tarantino bu bütçeye şuan birbirinden ünlü bir çok ismi biraraya getirmeyi başarmış. Yine ekstralara dayanarak Harvey Keitel’ı, senaryosu sayesinde etkilemeyi başarmış ve projeye inandırmış. Filmde diyalogların önemli bir yeri var, hem eğlenceli hem de filmin gidişatı ile alakası olmayan gündelik hayat üzerine boş diyaloglar sayesinde Tarantino bize gangsterlerin de normal hayatın içinden, her yerde görebileceğimiz tip insanlar olduğunu göstermeye çalışıyor.

Film aksiyon türünde bir film olmasına rağmen, filme konu aksiyon sahnelerini hiç görmüyoruz. Olayların gelişimini flashbackler ile izleyip malum depoya sıkışıp sona doğru ilerliyoruz. Filmin heyecanının, şiddet ile birlikte yükseldiği Bay Sarı’nın dansı eşliğindeki kulak sahnesi ile kan seli depoya dolmaya başlıyor, Bay Turuncu’nun müthiş performansı ile devam edip sona doğru ilerliyor. Şaşırtıcı ve şoke edici olan onca şiddet sahnesinde Tarantino’nun bizi bir yandan gerip bir yandan da güldürebilmesi. Kendi filminden komedi filmi olarak bahsetmesinin sebebi de bu olsa gerek.

Filmin müziklerine de ayrıca değinmek gerekir, Tarantino bu film ve devam eden diğer filmlerinde bu geleneği bozmadı ve yıllarca dinlenebilen soundtrack albümlere vesile oldu.

Görüntü Ses ve Kapak

Filmin kapağı, yurtdışında çıkanlara göre daha iyi bir kapak ile çıkmış. Sadece Bay Beyaz filmde takım elbise ile değil, eşofmanları ile gözüküyor. Burada kapağı çizen kişi hayalgücünü kullanmış sanırım. Görüntü ve ses olması gerektiği gibi, film eski olduğu için ve görsel efekt olmadığı için çok bir beklenti ile izlemedim. Ekstralarda ise haliyle görüntü kalitesizleşiyor, hatta bazı çıkarılmış sahne ekstralarında tahammül edilemez hale geliyor.

Ekstralar

Filmin oldukça fazla ekstra seçeneği var. Tam olarak ölçmedim ama 2 saate yakın belki daha uzun ekstrası var. Çekim Mekanları ve bu mekanların keşfi üzerine bir bölüm var, bazı noktalarda Tarantino’nun mekana göre akışı değiştirdiğini öğreniyoruz. Film Laboratuvarı bölümünü çok ilginç buldum. Çünkü filmde izlediğiniz sahneleri Tarantino birebir oyuncular ile kendisi çekiyor. Yani oyuncuları çalıştırırken bazen Bay Turuncu, bazen Bay Beyaz rolünde Tarantino’yu izliyoruz. Takdir ve İthaflar bölümü de ayrıca ilgi çekici, sanırım Ucuz Roman sonrası çekilmiş bir ekstra bu. Tarantino bu filmi çekerken esinlendiği aktör, yazar ve yönetmenlerden bahsedip tek tek teşekkür ediyor. Bunlar arasında Godard’ı sayması kuralları yıkmasından ötürü ondan esinlendiğini belirtmesi beni şaşırttı, Tarantino’nun daha çok eski Amerikan ve Asya filmlerinden esin aldığını düşünürdüm.

Bu bölümde Lawrence Tierney ile ilgili ayrı bir paragraf açarak şahsına münhasır bu aktöre saygı duruşunda bulunuyor Tarantino ve tüm oyuncular. Bu bölümleri izlerken anlıyorsunuz ki Tierney gerçek hayatında oldukça aksi ve kavgacı, ama bir o kadar da komik ve sevilen bir karaktermiş. Tarantino dahil tüm oyuncular Tierney ile ilgili bir kavgasını anlatıp aktörü anıyorlar.

Söyleşiler bölümünde aktörler ile ortalama 10’ar dk’lık söyleşiler mevcut. Her birinin projeye dahil oluşu, kendilerine uygun görülen karakterleri değiştirişleri, birbirleri hakkındaki dedikodularını izliyorsunuz. Tarantino ile ilgili söyleşi ise Tarantino’nun video dükkanındaki tezgahtar geçmişinden bahsederek bu filmin çekim aşamasına kadar kısa bir tanıtım ile başlıyor. Tarantino severler için bence oldukça güzel ekstraları mevcut diskin. Ama önceki bölümde bahsettiğim gibi görsel açıdan ekstralar bölümü vasat durumda.

 

Sinemayı Değiştiren 100 Fikir – Kitap İncelemesi

Sinemayı Değiştiren 100 Fikir Kapak

Kapağındaki onlarca sinema terimi ve sinema akımı bir sinemaseveri heyecanlandırmaya yeteceğine eminim. Kitap naylon ambalaj kaplı olduğu için içeriğin nasıl hazırlandığını bilmeden tamamen merakıma ve heyecanıma yenik düşerek aldım. Yılbaşı indiriminden faydalanarak oldukça ucuza getirdiğim için hiç pişman değilim.

Kitap kuşe kağıda renkli baskılı. Her iki sayfa bir fikre ayrılmış, 215 sayfa. Her fikir için oldukça fazla görsel içerik de mevcut. Bir sayfa yazı bir sayfa görsel içerik gibi düşünebilirsiniz. Daha önce yazdığım gibi naylon kaplı olduğu için içeriğine gözatamıyorsunuz, tabi birileri bu naylonu yırtıp atmadıysa. Kitap baskı olarak oldukça kaliteli, ödediğiniz paranın hakkını alıyorsunuz. Gayette şık bir kapak yapılmış, insanın içini açıyor, okumak isteği uyandırıyor.

Sinemayı Değiştiren 100 Fikir içerik sayfası

Sinemayı Değiştiren 100 Fikire gelirsek, şahsen merak ettiğim, hep duyup araştırmadığım, hiç duymadığım onlarca başlıkla karşılaştım. Kitap David Parkinson’ın kitabından çeviri olduğu için her çeviri kitapta rastlanan anlaması güç cümlelerle karşılaşabiliyorsunuz. Şahsen kitabı aldığım anda bu 100 fikri açıklayıp, örneklerle destekleyen bir kitap ile karşılaşacağımı düşünmüştüm. Evet kitap bu fikirleri açıklıyor, ama fikirlere aşina olanlara has bir üslup ile açıklıyor. Hiç bilgimin olmadığı konularda tatmin edici bilgiyi alamadım. Ama verilen örnekler oldukça yeterli olduğu için kitabı okurken, verilen örnekleri youtube’dan araştırıp ne anlatılmaya çalışıldığını izlemeye çalıştım. İşte bu youtube araştırmalarım sırasında bulduğum örnekleri de şu sayfada toplamaya çalıştım : Sinemayı Değiştiren 100 Fikir Kaynakları. Tüm fikirler ile ilgili başlık hazırlamadım. Sadece ilgimi çekenleri ve önerebileceklerimi toplamaya çalıştım. Aslında bu tarz bir kitap dijital olarak hazırlansa ve görsel içerik ile desteklense çok daha akıcı ve anlaşılır olurmuş. Ben de hazırladığım sayfa ve youtube playlist ile bir nebze bu eksiği tamamlamaya çalıştım.

Kitap eski yeni bir çok filmden bahsettiği için benzer kitaplardaki gibi belli bir döneme sıkışıp kalmıyorsunuz. İlla ki izlediğiniz bir filmden bahsediliyor, ya da hiç farketmediğiniz bir sahnedeki bir teknik ile yazar sizi şaşırtabiliyor. Sinema tekniği olarak özel efektlerin nasıl yapıldığını aldığım disklerin ekstralarından izlemeyi seven biri olarak bu kitapta da beni en çok kamera efektleri oldu. Onun dışında Dışavurumculuk bölümü ile daha önce hiç duymadığım Alman dışavurumculuğu akımı ve örnekleri beni çok etkiledi. Demek istediğim kitap sizi bir yerlerden yakalayıp istediğinizi veriyor. Ama haliyle 100 konunun tamamı size hitap etmeyebiliyor. Keyifle ve oldukça rahat okunacak bir kitap. Özellikle tavsiyem okurken yanınıza tabletinizi ya da bilgisayarınızı alın ve kitapta bahsedilen örnekleri netten araştırarak ilerleyin. Daha keyifli bir hale geliyor kitap.

MetropolisThe Cabinet of Dr. Caligari, Fear and Loathing in Las Vegas ve Pleasantville gibi filmler daha önce duymadığım ya da ilgimi çekmemişti. Kitap sayesinde listeme aldığım filmler oldular. Bir Haneke ve Kubrick hayranı olarak kitapta bu iki yönetmenden çok az bahsedilmesi beni şaşırttı.

Literatür Yayınevi, aynı seride Fotoğrafçılığı Değiştiren 100 Fikir ve Mimarlığı Değiştiren 100 Fikir isimli iki kitap daha yayınlamış. Vakit bulduğum ve indirime denk getirdiğim bir ara bu kitapları da elde edeceğim.

Keyifli okumalar.

Victoria DVD İncelemesi

Victoria DVD incelemesi

 

Tek Kız. Tek Gece. Tek Şehir. Tek Plan.

Film

Çekilmiş onlarca filmden sonra 2015 yılına geldiğinizde bir soygun filmi çekmek istiyorsanız, bence bir şeyleri farklı yapmalısınız. Onlarca soygun filmi gören insanlara filminizi izletmek ve farklı dedirtmek istiyorsanız bir şeyleri gerçekten farklı yapmalısınız. Şuan ben bu filmi elimde tutuyorsam, bu satırları yazıyorsam, siz de bu yazıyı okuyorsanız, Sebastian Schipper bir şeyleri gerçekten farklı yapmış demektir.

Twitter’da onlarca olumlu yorumu okuduktan ve Viktoria’nın Gümüş Ayı’yı kucakladığını öğrendikten sonra Victoria izleme listeme girdi ve izleneceği günü beklemeye başladı. Genelde bir filmi izlemeden önce konusunu öğrenmek istemem. Bu filmin DVD’sini de elime aldığımda üstünkörü arkasındaki yazıyı okudum ve bir soygun filmi mi izleyeceğim diye iç geçirdim. Bu filmi farklı yapan ne idi ?

Bu filmi farklı yapan filmin afişinde de yazan “Tek Plan” kelimelerinde gizli. Film başlangıcından bitişine dek 140 dk boyunca kesinti olmadan tek kamera ile çekilmiş. İzlerken ister istemez, kesinti bekliyorsunuz, bozulsun istiyorsunuz ama tek kamera sizin adeta gözleriniz oluyor ve ekibini içinden biri gibi hissetmenize sebep oluyor. Hikayeyi size yaşatıyor. Hayır, film kapalı bir mekanda basit denebilecek bir şekilde de çekilmemiş. Ekip sürekli yer değiştiriyor, Berlin sokaklarında geziyor. Polisten de kaçıyorsunuz, bisiklette sürüyorsunuz. Ve biliyorsunuz ki bu 140 dk’lık genelde 4 kişi gördüğünüz performanslarda en ufak bir hata filmin baştan çekilmesini sağlayacak. İşte bu durumu da göz önüne aldığınızda film çok ama çok başarılı, oyuncular ise takdire şayan geliyor. Aldıkları Gümüş Ayı ise bu performansın yanında az kalıyor.

Görüntü, Ses ve Kapak

Filmin Blu-ray versiyonunun Türkiye’de çıkması planlanmıyor. Başla Sinema Seçkisi filmlerinin blu-ray versiyonları maalesef Türkiye’de yayınlanmıyor. Bundan dolayı DVD versiyonunu elde etmenin verdiği mutluluk bile size yetiyor. Filmin görseli ve ses kalitesi DVD standardında. Filmin kapağı ise klasik DVD paketlerin dışında. Başka Sinema Seçkisi filmlerinden herhangi birini elde ettiyseniz, aynı tasarımda bir paket ile karşılaşacaksınız. Beyaz karton kapak ile tasarlanmış hoş bir paketi var.

Ekstralar

Bu bölümü yazmaya bile lüzum yoktu aslında.. Ekstrası olmayan filmler için bu bölümü özellikle eleştiri amaçlı kullanıyorum. Bu filmin ekstrası, filmin fragmanı ve fotoğraf galerisi. İsterdim ki kısa bir kamera arkası olsun, ya da youtube’da rahatlıkla bulunan Berlinale röportajı eklensin. Film, ekstra konusunda aslında oldukça geniş yelpazeye sahip, en sıradan kamera arkası ya da röportaj bile çok ilgi çekici olabilirdi. Ama maalesef, filmi edindiğinize şükredip rafınızdaki yerine kaldırın.

Ex Machina Blu-Ray İncelemesi

ex_machina blu-ray kapağı

Hayatta kalma isteğinden daha insanca bir şey yoktur.

Film

Ex_Machina, 28 Gün Sonra filminin yazarı Alex Garland tarafından yazılıp yönetildi. 28 Gün Sonra filminin konusunu etkileyici bulan herkesin bu cümleden sonra filme ilgi duyacağına eminim. Filmin ana karakteri Caleb’in bir teste katılmak üzere bir arama motorunun sahibinin evine konuk oluyor. Ev sahibi, geliştirdiği bir yapay zeka robot’u, Ava’yı Caleb ile tanıştırıp Turing testine sokuyor. Son yıllarda görmeye alıştığımız İnsan-Yapay Zeka ilişkisi örneği bu filmde de karşımıza çıkıyor. Sonrasında gelişen olaylar ile film bir anda bilim kurgu ile psikolojik gerilim arasında gidip gelmeye başlıyor. İzleyici empati yaparak kendini Caleb’ın yerine koyuyor ve kime inanması gerektiğini sorgular buluyor kendini. Ava’nın Caleb’a açtığı duygularının, sorduğu soruların yaratıcısı tarafından tasarlanmış sorular mı, yoksa gerçekten bir yapay zeka insanı bu kadar taklit edebilir mi sorularını sorduruyor.

Caleb rolündeki Domhnall Gleeson, İngiliz Black Mirror dizisinin 2. sezonunun ilk bölümünde benzer bir konuda rol almıştı. Filmin ilk anlarından itibaren, aktörün de etkisi ile, Black Mirror ile paralelliği farkediliyor.

Görüntü, Ses ve Disk

Film görsel olarak göz kamaştırıcı, Ava ilk olarak karşımıza çıktığı andan itibaren gerçek izlenimi veriyor ve insanı hayrete düşürüyor. Görsel efektler çok başarılı ve gerçekçi. Ayrıca mekan seçimleri ve dış çekimler büyüleyici. Diskin sadece ikonlardan oluşan menüsü, hangi ikonun ne anlama geldiğini menünün içine girmeden anlayamadığınız için biraz karışık gözüküyor.

Ekstralar

Diskte yer alan özel seçenekler kısıtlı sayıda, ama az ve öz denecek cinsten hazırlanıp diske dahil edilmiş. Hikaye, oyuncu kadrosu, tasarım, Ava’nın yaratımı, Turing testi olmak üzere beş parçadan oluşuyor. Filmi izlerken Ava’nın ne kadarının efekt olduğu, belki bir hata bulabilir miyiz umuduyla izlerken aslında ne kadar başarılı bir görsel tasarım yapıldığının ipucunu alıyoruz. Ava’nın yaratımı bölümünde bu konu ve tasarımcı ile yapılan röportaj etkileyici. Ayrıca filmin çekildiği yerlerin de var olamayacak kadar güzel olması izleyicide yine bir görsel efekt hissi uyandırıyor. Mekan seçimleri ile ilgili tasarım bölümü de ayrıca etkileyici ekstralar arasında. Turing testi bölümü ise adını aldığı teste ve işin psikolojik boyutuna bağlayarak filmin izleyiciyi kendine bağlayan noktalarına dokunuyor.

Birdman Blu-Ray İncelemesi

birdman blu-ray

 Cahilliğin umulmayan erdemi.

Film 

Yönetmen koltuğunda Alejandro Inarritu adını görmek tek başına bir heyecan kaynağıdır benim için. 21 Gram ve Paramparça Aşklar Köpekler gibi benim için çok önemli filmleri yönetmiş bir yönetmenin En İyi Film ve En İyi Yönetmen Oscar’larını aldığı film nasıl bir heyecan yaratır siz tahmin edin. Ana karakter Riggan Thompson’ın, çoğu zaman bizim de iç dünyamızda yaşadığımız kavgayı canlandırdığı Birdman ile çekişmesini izliyoruz. Bu arada Riggan’ın, günümüz dünyasında Broadway’de var olabilmek için oynadığı son kozlarını, önüne çıkan engelleri ve sona doğru adım adım ilerleyişini izliyoruz. Hayatı ve ölümü onun hayal gücü ile var ettiği şekliyle izliyoruz. Oscar töreninde Inarritu’ya ödülünü veren Sean Penn’in neden küfürler eşliğinde kıskanç bakışlarla ödülünü Inarritu’ya verdiğini sadece milliyetçi bir tepki sanmıştım. Eski oyuncusu olarak samimi davrandığı belli, ama yine de her şaka da bir gerçeklik payı var, adam harikulade film yapıyor.

Görüntü ve Ses

Film ve ekstralar görsel olarak çok kaliteli bir şekilde sunuluyor. Çoğu filmde gördüğümüz gibi kalitesi düşük ekstralar bu film de yerini son derece kaliteli ekstralara bırakıyor. Adeta film çeker gibi üzerinde çalışılmış. Ses ve görsel açısından blu-ray tatmin edici.

Ekstralar

Filmin ekstraları yetersiz ama çok doyurucu. Tek eksik, Türkçe altyazı. Ekstralar üç ayrı başlık altında toplanmış. Birdman : All-Access, filmin baştan sona kamera arkası belgeseli. En güzel sahnelerin çekimleri, sahne yorumları, oyuncuların yorumları, mekanın hazırlanması (evet o koca tiyatro binası, sonu gelmeyen koridorlar, birbirine açılan kapılar, hepsi bir stüdyo içerisinde hazırlanmış), kostümler ve film müziklerinin kaydına kadar herşey 33dk’lık tek belgeselde. 20dk’ya varan sahneleri, bu sahnelerin oyuncuları ne kadar yorduğunu, Inarritu’nun bu sahnelerle ilgili düşüncelerini ve oyunculara kattıklarını izliyoruz. İkinci sırada Alejandro Inarritu ve Michael Keaton ile film üzerine bir sohbet yeralıyor. Üçüncü sırada ise herbiri kocaman posterler olarak duvarlara asılabilecek çok harika fotoğrafların yer aldığı Chivo’s On-Set Photos bölümü geliyor.

Hobbit, Smaug’un Çorak Toprakları Blu-Ray İncelemesi

Hobbit, Smaug'un Çorak Toprakları

Film

Serinin en güzel, en heyecanlı filmine hoşgeldiniz. Bilbo ile cücelerin Kuyutorman’daki maceraları, örümcekler, deri değiştiren Beorn, ekibin Yalnız Dağ’a ulaşmaları ve Ejderha Smaug ile karşılaşmaları, cücelerin efsanevi hazinesi, Arken Taşı ve finali hazırlayan gelişmeler. Hobbit’i okumuş olanların da bir çırpıda bitirdiklerine emin olduğum bölümlerin tamamı bu filmde.

Paket

Filmin kutusu standart blu-ray kutusu olarak hazırlanmış. Çift diskli blu-ray paketinin ilk diski filmi ve ilk filmde ilk bölümü olan, Yeni Zelanda : Orta Dünya’nın Vatanı, Bölüm 2 belgesel ekstrasını içeriyor. İkinci disk ise özel seçeneklere ayrılmış.

Ekstralar

Özel seçenekler öncelikle Peter Jackson ile filmin setine yapılan bir yolculuğu içeriyor. Bu olabildiğince detaylı hazırlanmış belgeseli izlerken cücelerin filmdeki kadar eğlenceli olduklarını farkediyorsunuz. Oyuncuların makyajlarının hazırlanmasından sette geçen günlük hayatlarına kadar herşeye tanıklık ediyorsunuz (Evet, Bombur’un tuvalet maceralarına kadar). Bu belgeselin yanı sıra, çekim kamera arkalarına ve filmin müziklerinin klibine, trailer’lere ulaşılabiliyor.

Serinin Diğer Filmleri : 

Hobbit, Beklenmedik Yolculuk

Hobbit, Beş Ordunun Savaşı

Hobbit, Beklenmedik Yolculuk Blu-Ray İncelemesi (3D 4 Diskli Blu-Ray)

Hobbit, beklenmeyen Yolculuk

Film

Yüzüklerin Efendisi serisini çok beğenmiş ve fantastik edebiyat hayranı olarak iple çektiğim serinin ilk filmi sonunda elimde. Film çok güzel bir giriş ile başlıyor ve insanı hayran bırakıyor. Yüzüklerin Efendisinin öncesinde geçen, 13 cücenin evlerini ve mücevherlerini kurtarmak için Ejderha Smaug ile mücadelesini anlatıyor. Bir yandan da Bilbo Baggins’in yüzükle ilk karşılaşmasını ve Yüzüklerin Efendisinde gördüğümüz bir çok olayın sebeplerini anlatıyor. İlk film çok heyecanlı, ve ilham verici ama biraz dağınık. Sanırım üç filmlik bir seriyi çıkarabilmek için Hobbit dışı hikayelere de odaklanılmış. Bundan dolayı da izleyici bazen hikayeden kopuyor.

 Paket

Blu-ray diskin paketi, 4 disk olmasından ötürü, standart bluray paketlerine göre biraz daha kalın. 2 disk 3D blu-ray filmi içeriyor. Üçüncü disk filmin normal (3D olmayan) blu-ray versiyonunu içeriyor. Son disk ise özel seçenekleri ve bonusları içeriyor. Kutunun kapağı ise normal blu-ray versiyona göre biraz farklı, Gandalf’ın fotoğraflandığı 3D bir kapağa sahip, 3D diske uygun hoş bir kapak olmuş. Kutunun arka yüzündeki imla hataları can sıkıcı olsa da bir arşivci için tatmin edici bir kutu.

Ekstralar

Filmin ekstraları üç başlık altında toplanmış. İlki belgesel olarak hazırlanmış New Zeland : Home Of Middle Earth’u içeriyor. Yeni Zelanda’da kurulan Hobbiton köyü ve seride kullanılan diğer mekanlar gösteriliyor. Mekanlar açısından Yeni Zelanda’nın Orta Dünya için ne kadar uygun olduğunu kendiniz görüyorsunuz.

İkinci başlık Video Blog başlığı altında çekilmiş on adet kamera arkası videodan oluşuyor. Her biri tarihleri ile kategorilenmiş ve gayet tatmin edici bir içerik. Özellikle mekan seçimleri ve kostüm tasarımı bölümleri izleyiciye orda olma isteği uyandırıyor. Üçüncü bölüm ise trailerlara ayrılmış. Filmin trailerlarının yanı sıra filmin video oyunlarının trailer’ına da ulaşılabiliyor.

Görsel açıdan özel seçenekler diski tatmin edici ve kaliteli.

Serinin Diğer Filmleri : 

Hobbit, Smaug’un Çorak Toprakları

Hobbit, Beş Ordunun Savaşı

Hobbit, Beş Ordunun Savaşı Blu-ray İncelemesi (İki Diskli Blu-ray)

 

Hobbit Beş ordunun savaşı

Hobbit üçlemesine destansı bir son.

Film

Peter Jackson’un deyimi ile, Yüzüklerin Efendisini de dahil ederek tüm hikayede anlatılan bulmacanın tamamlandığı film. İlk iki Hobbit filminde artan tansiyon, daha filmin ilk sahnesinden itibaren kaldığı yerden devam ediyor. Film boyunca durmaksızın devam eden aksiyon müthiş bir savaş ile sona eriyor.

Şahsen filmde, Peter Jackson’ın dediği gibi, Yüzüklerin Efendisindeki bazı olaylara cevaplar bulmak beni en çok heyecanlandıran ve filme bağlayan şeyler. Fakat maalesef son film bundan öteye gidemedi benim için. Maksimum yarım saatlik kısmı çıkardığımız zaman film benim için tam biz zaman kaybına dönüyor maalesef. Filmi izlemeden önce abartı bulduğum yorumların o kadar da abartı olmadığını görmek ayrıca üzdü beni.

Peki neden filmi beğenmedim ? Baştan beri tek cilt olarak edinebildiğimiz bir kitabı neden üç film olarak çekildiği konusunda soru işaretlerim vardı. Sadece Hobbit kitabı değil aynı zamanda Sirmarillion gibi diğer Tolkien kitaplarından da hikayeler alınarak filmin zenginleştirilmesi bu soru işaretlerini bastırmıştı. İlk iki filmin de doyurucu olması bu soru işaretini unutturmuştu. Fakat, görünen o ki son filmde bu kaynakların da tükendiği ve zorlanarak uzatılan savaş sahneleri ile film tatsız bir hale gelmiş. Önceki filmlere göre daha özensiz görsel efektler de ağzımızda ekşi bir tat bıraktı.

 Paket 

Film iki diskli blu-ray paket ve yine iki diskli 3D paket olarak piyasaya sürüldü. Standart mavi blu-ray paketinde hazırlanmış. Bir diskte film, diğer diskte bonuslar izlenebiliyor.

Ses ve Video

Görsel olarak filme diyecek yok. Gayet temiz ve pırıl pırıl bir video bizleri bekliyor. Herşey olması gerektiği gibi. Ekstralar’da kalite biraz düşüyor, ama bu zaten pek çok filmin blu-ray’inde bu şekilde sunulduğu için bu konuda beklentim çok yüksek değildi. Dolayısıyla tatmin edici.

Ekstralar

Ekstralar ayrı bir disk olarak sunulmuş. Hikayenin tamamlanışı ve Yüzüklerin Efendisi ile bağlantıları ile alakalı 20dk’ya yakın bir ekstra dışındaki ekstralar da pek ilgi çekici değil. Film müzikleri arasındaki “The Last Goodbye” müziği, hazırlanışı ve röportajları gibi pek de ilgi çekici olmayan bazı ekstralar eklenerek paket zenginleştirilmeye çalışılmış. Hep dediğim gibi hiç ekstra olmamasındansa böylesi daha iyidir. Fakat bu ekstralar için ayrı bir disk hazırlandığı için fiyat ikiye katlanıyor ise, olmasa daha mı iyi olurdu diyebilirim.

Serinin Diğer Filmleri : 

Hobbit, Beklenmedik Yolculuk

Hobbit, Smaug’un Çorak Toprakları