Bulutları Beklerken – DVD İncelemesi

Bulutları Beklerken_Kapak

 Bölgenin yağmur ve sisle sarılmış vahşi dağlarından oluşan mekanlarının doğasındaki gizem, karakterlerin iç dünyalarındaki karmaşayı anlatmak üzere filmin en önemli karakterlerinden biri olarak kullanıldı. (Yeşim Ustaoğlu)

Film

1. Dünya savaşı sırasında Karadeniz’den göç eden Rum ailelerden birinin kızının Türk bir aile tarafından evlat edinilmesiyle ismini Ayşe olarak değiştirmiş ve sırrını yaşamaya başlamış. Babası Eleni’ye, kardeşi Niko’ya bakması vasiyeti, kardeşini göç sırasında kaybetmesi, Eleni/Ayşe’nin tramvasını bir kat daha arttırmıştır. Filmde orta yaş dönemini gördüğümüz Ayşe, tramvasının hafiflemesi için Türk kardeşi Selma ile Karadeniz’e dönmüş, Tirebolu’da bir hayat kurmuşlar. 1970’lerin ortalarında geçen film, soğuk savaş döneminin de etkisi ile yabancı düşmanlığının çok yüksek olduğu bir dönemde Ayşe’nin sıkıntısını bir kat daha arttırıyor. Yaylaların sisli, yağmurlu havası ile çetin kış adeta Ayşe’nin içinde kopuyor. Yönetmenin de dediği gibi hava şartları filmin bir karakteri gibi, hemen her sahnede kendini gösteriyor. Selma’nın ölümü ile birlikte Ayşe kardeşi Niko’ya ulaşmak için artık yola çıkıyor ve Selanik’te filme devam ediyoruz.

Her zamanki gibi olabildiğince izleme keyfini bozmadan yorum yapmaya çalıştığım film, oldukça durağan geçen minimalist filmlerden ayrılıyor, rahat bir izleyiş keyfi yaşatıyor. Sona doğru gittikçe hüzün artarak devam ediyor, Ayşe’nin sıkıntılarının son bulması ümidi de paralel olarak artıyor.

Daha önce Pandoranın Kutusu’nu izlediğim Yeşim Ustaoğlu, hep tekrar izlemek istediğim fakat bir türlü fırsat bulamadığım yönetmenlerden biri idi. Yeni farkettiğim kolleksiyon şeklinde çıkarılmış setinden seçtiğim Bulutları Beklerken, diskin üzerinde yazan “Yeşim Ustaoğlu Kolleksiyonu” ibaresine uygun olarak hazırlanmış bir film. Doyurucu bir ekstra içeriği mevcut. Kapak daha iyi olabilirmiş, 2004 yapımı olan filme 90’larda yapılmış hissi vermiş. Oysaki filmin oldukça güzel bir afişi mevcut. Diskin fiyatı da gayet uygun.

Bonus Özellikler

Hemen her diskte olduğu gibi filmin fragmanı, teaserı ve TV tanıtımı videoları mevcut. Bunun yanında yine bir fotoğraf albümü mevcut. Bu standart içeriği geçtikten sonra geriye iki güzel video içeriği kalıyor. İlki, benim çok beğendiğim, yaklaşık 40dk’lık Sırtlarındaki Hayat belgesel filmi. Bu film Karadeniz’de yaylalarda yaşayan kadınların yaşam şartlarını, günlük hayatlarını, yaylaya çıkarken verdikleri mücadeleleri, yaylada günlük hayatı gösteriyor. Bir diğer güzel içerik ise yaklaşık 10dk’lık Kamera Arkası içeriği. Filmin çekimi sırasında çekilmiş, mekan, kostüm, set hazırlıkları görsellerinden oluşan, bir sunum ya da anlatım içermeyen görsel bir içerik. Baş kısmında yadırgadığım, sonlara doğru gayet ilginç bulduğum bir kamera arkası olmuş.

Sarmaşık – DVD İncelemesi

Sarmaşık Disk

İşlevini kaybetmiş bir otorite, hiyerarşik konumunu ne kadar devam ettirebilir ?

Film

Nasıl anlatsam, nerden başlasam, diye mırıldanarak başladım bu incelememe. Hatırladıkça tüylerimi diken diken yapan, son aylarda izlediğim en etkileyici filmin arkasından ne diyeceğini bilememek. Tam olarak yaşadığım his bu.

Yönetmen Tolga Karaçelik’in Gişe Memuru filmi uzun zamandır izlenecek filmler listemde idi. Bir türlü bir kopyasını bulup izleyemedim. Kendisi ile tanışmam ikinci filmi Sarmaşık ile olacakmış meğerse. Ne yazık bana, filmi izlerken utandım bu durumdan. Film onlarca film festivalinde gösterildi, Antalya Film Festivali’nde alınabilecek tüm ödülleri süpürdü. Her festival döneminde adı kafama kazındı. Ve sonunda raflarda DVD’sini görünce hemen edindim. Keyifle izlemek için filmi iki hafta rafımda beklettim, bir utanç daha.. Sonunda uygun anı bulup izlediğimde bütün bu utançlarım bir bir yüzüme çarptı. Daha ilk sahnelerden ekranın camını delip geçen göz kontakları beni koltuğa zımbaladı. Sanki karakterler birebir karşınızda direk size bakıyorlar.

Yavaş bir tempoda başlayan film, gemi personelini yavaş yavaş tanımamız için bize vakit tanırken gelişecek olayların da temelini atıyor. Kapakta da yazan kadarıyla film Mısır açıklarında, armatürün iflas etmesinden dolayı demirli kalan gemide kalan 6 personelin aralarında gelişen olayları konu alıyor. Gemi demirlediği andan itibaren gerilim tırmanmaya başlıyor. Gerilim arttıkça ortaya çıkan sümüklü böcekler, gerilimin kavganın ve kanın habercisi gibi, her sahnede görülmeye başlıyor, görsel olarak izlemeye doyamayacağınız sahnelere dekor oluyorlar.

Karakterlerin, Sineklerin Efendisi kitabındaki ya da Alman yapımı Das Experiment (Deney) filmlerindekine benzer hakimiyet kurma çabaları ve hakimiyet kurulan tarafın isyanı Sarmaşık’ta da kendini gösteriyor.

Diskin görüntü kalitesi gayet iyi, adeta blu-ray izliyormuş hissi veriyor. Ekstralarına kadar kalitede en ufak bir pürüz yok. Poster olabilecek o kadar güzel sahneler mevcut ki. Bir de yönetmenin bize izlettiği gerilim kalitesini düşününce, bu yönetmene dikkat edin diyorum, ben edeceğim. Şimdi artık utançlardan kurtulma vakti geldi, bir an önce Gişe Memuru’nu edinme vakti geldi.

Sarmaşık Menü

Ekstralar

Bir önceki The Club incelememde beni mutsuz eden Başka Sinema Seçkisi, bu incelememde bir o kadar memnun etti. Bonus özellikler kısa olsa da, çok etkilendiğim bu filmin arkasından tatlının üzerindeki kaymak gibi beni mest etti. 10 küsür dakikalık kamera arkasında bazı sahnelerin çekim anlarına ve yönetmen Tolga Karaçelik’i sahneleri kurgularken izliyorsunuz. En gerilimli sahnelerde Tolga Karaçelik’in de, belki bilinçli olarak, gergin diyalogları beni o anlara tekrar götürdü. Çıkarılmış sahneler, sonradan izleyince hikayeyi renklendiriyor, bazıları iyiki çıkarılmış derken bazıları filme dahil olsaymış, gerginliği arttırırmış diye düşündüm. Filmin müziklerinden iki adet video klip, çok ama çok hoş olmuş. Özellikle Gevende‘den Çelik Çomak’ı yıllar sonra tekrar dinlemek iyi geldi. Bonuslar içerisinde en hoşuma giden maddeye geldik, Tolga Karaçelik’in 2009 yılında Nadir Sarıbacak’ı oynattığı kısa filmi Rapunzel‘i menüde görmek mücevher bulmuş hissi uyandırdı bende. Bazı kısa filmleri nette bulmak ve izlemek hakkaten çok zor. Rapunzel, yaklaşık 20dk’lık çok ama çok hoş bir kısa film. Ve son ekstra olarak film müzikleri eklenmiş. Sarmaşık’ın diski için gerçekten özenle ve izleyiciye pişman olmayacağı çok kaliteli içerikle dolu bir paket hazırlanmış. 8 ayrı dilde altyazı seçeneği hangi yerli filmin DVD’sinde var ? Bu bile diskin kalitesinin ipucu aslında.

İzleyin, izletin, keyifli seyirler.

The Club – DVD İncelemesi

The Club kapak

 

Özgün ve göz alıcı oyunculuk performansları.

Film

Pablo Larrain’in “No” dan sonra izlediğim ikinci filmi The Club. Öncelikle bu film rahatsız edici bir karakter filmi. Film ilk sahneden itibaren renkler ve mekanın havası ile sizi boğmaya başlıyor, soluk ve karanlık bir havada ilerliyor. Bu cümle negatif bir yorum gibi gelebilir, ama rahatsız edici filmleri sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir film.

Filmdeki her karakterin kendine has bir doğası, kendine has dürtüleri ve kendine has karanlık bir yanı var. Konusu oldukça merak uyandıran ve bir çırpıda izlenebilecek bir film. Kilise tarafından geçmişlerinden ötürü sürgüne gönderilen dört rahibin, sürgün evine gelen beşinci rahip ile birlikte sırlarının açığa çıkmasını, dürtüleri etrafında birbirleriyle yakınlaşmaları anlatıyor. Giderek artan gerilim ile birlikte sanki rahipler sizi de sürgün evine yavaş yavaş dahil ediyor. Herhangi bir karakterle özdeşleşmenize izin vermeyen yönetmen, başarılı bir şekilde sizi hikayenin içine dahil ediyor. Seyir zevkini bozmamak adına daha fazla detaya girmeyeceğim.
Filmde ciddi bir Katolik Kilise eleştirisi yapılıyor. Günümüzde vakıf evlerinde açığa çıkan taciz ve benzeri olayları düşününce bu tarz durumların Hristiyan dünyasında da oldukça yaygın olduğunu görüyoruz. Hatta kilisenin bu tarz olaylardan zarar görmemesini sağlamak için nasıl bir mekanizma geliştirdiğine şahit oluyoruz. Ülkemizde de benzer şekillerde üstü kapanan olayları düşününce tepkiler heryerde aynı diyebiliriz sanırım.

Altın Küre ve Yabancı Film Oscar adaylıkları bulunan The Club, bir Karadeniz sahil kasabasını andıran Şili’nin La Boca kasabasında çekilmiş. Oldukça puslu, karanlık ve izole. Bu ortama bir de Estonyalı Avro Parts’ın parçası eklenince filmin karanlık havası daha vurucu bir hale gelmiş.

the_club_menu

Ekstralar

Disk, fragman ve yaklaşık 10 fotoğraf içeren fotoğraf galerisi dışında bir ekstra barındırmıyor. Filmi alırken, arka kapakta ekstra olmadığını gördüğüm için fazla bir beklentim yoktu. Klasik Başka Sinema Seçkisi kapağı ile piyasaya çıkmış filmin görüntü kalitesi de çok tatmin edici değil maalesef. Yukarıda gördüğünüz gibi menüde kullanılmış sahnelerde bile kalite kendini belli ediyor. Disk film dışında size pek bir şey vaadetmiyor maalesef.

Aç Kalpler DVD İncelemesi

Aç Kalpler Kapak

Olağanüstü! Polanski ve Hitchcock çizgisinde.

Film

Geçtiğimiz yıl, sanırım İstanbul Film Festivali’nde ilgimi çekmişti bu film. Çin’de bir lokantanın erkek tuvaletinde başlayan film daha ilk sahneden filme konu çiftin arasındaki farklı beslenme alışkanlıklarına dikkat çekiyor ve çatışmayı göz önüne seriyor. Çift evliliğe doğru ilerlerken vejeteryan ve takıntılı annenin çocuğuna uyguladığı diyeti izleyerek geriliyoruz. Fazla ipucu vermeden kısaca bahsetmeye çalışıyorum ki seyir zevkiniz bozulmasın. Girls dizisinden severek takip ettiğim Adam Driver’ı bu tarz bir rolde görmek, ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Her an bizi güldürecek, filmin karanlık havasına renk katacak beklentisi ile izledim, ama yapmadı, film giderek karardı, karardı… Venedik Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu ödülleri boşa alınmamış. Alba Rohrwacher, çok uygun bir tercih olmuş, aynı Tilda Swinton gibi, bembeyaz teniyle ve hastalıklı yüz ifadesiyle rolüne fiziksel olarak da uyum sağlamış.

Yönetmen, vejeteryan olmayan ebeveyn’in gözüyle hikayeyi anlatıp, vejeteryan bireyi tercihleriyle canavarlaştırılıyor. Bu aşamada belki film vejeteryan bireyin tercihlerini ve sebeplerini de bağımsız olarak bize sunabilseydi, daha da ilginç olabilirdi. Ama yönetmen bizi empati yaptırarak, yönlendirerek, vejeteryan bireye karşı taraf olmamızı sağlıyor. Bu taraflılığına rağmen film hala ilginç ve kesinlikle izlemeye değer.

Filmin bazı sahnelerinde belgesel izliyormuş hissi veren diyaloglar, yönetmenin daha önce çektiği belgesellerin tecrübesiyle hoş bir tad bırakıyor. Konu ve tarz olarak çok alakasız da olsa District 9’ı ve özellikle The Imposter’ı anımsattı. Filmin sonlarına doğru kullanılan balık gözü lensler ile çekilmiş sahneler evdeki gerilimi arttırıyor ve sıkıntıyı izleyiciye aşırı derecede hissettiriyor.

 Kapak ve Ekstralar

Diskin kutusu klasik Başka Sinema Seçkisi kutusu olarak alıştığımız şekilde hazırlanmış. Filmin kapağı filmin oldukça güzel hazırlanmış afişi ile piyasaya çıktı, kapak filmin oldukça kısa görsel bir özeti ve herşeyi anlatıyor. Ekstralar konusunda disk çok kısır. Sadece fragman ve fotoğraf galerisi olan tipteki disklerden maalesef. Bu açıdan benim oldu, sizin fazla bir beklentiniz olmasın.

Victoria DVD İncelemesi

Victoria DVD incelemesi

 

Tek Kız. Tek Gece. Tek Şehir. Tek Plan.

Film

Çekilmiş onlarca filmden sonra 2015 yılına geldiğinizde bir soygun filmi çekmek istiyorsanız, bence bir şeyleri farklı yapmalısınız. Onlarca soygun filmi gören insanlara filminizi izletmek ve farklı dedirtmek istiyorsanız bir şeyleri gerçekten farklı yapmalısınız. Şuan ben bu filmi elimde tutuyorsam, bu satırları yazıyorsam, siz de bu yazıyı okuyorsanız, Sebastian Schipper bir şeyleri gerçekten farklı yapmış demektir.

Twitter’da onlarca olumlu yorumu okuduktan ve Viktoria’nın Gümüş Ayı’yı kucakladığını öğrendikten sonra Victoria izleme listeme girdi ve izleneceği günü beklemeye başladı. Genelde bir filmi izlemeden önce konusunu öğrenmek istemem. Bu filmin DVD’sini de elime aldığımda üstünkörü arkasındaki yazıyı okudum ve bir soygun filmi mi izleyeceğim diye iç geçirdim. Bu filmi farklı yapan ne idi ?

Bu filmi farklı yapan filmin afişinde de yazan “Tek Plan” kelimelerinde gizli. Film başlangıcından bitişine dek 140 dk boyunca kesinti olmadan tek kamera ile çekilmiş. İzlerken ister istemez, kesinti bekliyorsunuz, bozulsun istiyorsunuz ama tek kamera sizin adeta gözleriniz oluyor ve ekibini içinden biri gibi hissetmenize sebep oluyor. Hikayeyi size yaşatıyor. Hayır, film kapalı bir mekanda basit denebilecek bir şekilde de çekilmemiş. Ekip sürekli yer değiştiriyor, Berlin sokaklarında geziyor. Polisten de kaçıyorsunuz, bisiklette sürüyorsunuz. Ve biliyorsunuz ki bu 140 dk’lık genelde 4 kişi gördüğünüz performanslarda en ufak bir hata filmin baştan çekilmesini sağlayacak. İşte bu durumu da göz önüne aldığınızda film çok ama çok başarılı, oyuncular ise takdire şayan geliyor. Aldıkları Gümüş Ayı ise bu performansın yanında az kalıyor.

Görüntü, Ses ve Kapak

Filmin Blu-ray versiyonunun Türkiye’de çıkması planlanmıyor. Başla Sinema Seçkisi filmlerinin blu-ray versiyonları maalesef Türkiye’de yayınlanmıyor. Bundan dolayı DVD versiyonunu elde etmenin verdiği mutluluk bile size yetiyor. Filmin görseli ve ses kalitesi DVD standardında. Filmin kapağı ise klasik DVD paketlerin dışında. Başka Sinema Seçkisi filmlerinden herhangi birini elde ettiyseniz, aynı tasarımda bir paket ile karşılaşacaksınız. Beyaz karton kapak ile tasarlanmış hoş bir paketi var.

Ekstralar

Bu bölümü yazmaya bile lüzum yoktu aslında.. Ekstrası olmayan filmler için bu bölümü özellikle eleştiri amaçlı kullanıyorum. Bu filmin ekstrası, filmin fragmanı ve fotoğraf galerisi. İsterdim ki kısa bir kamera arkası olsun, ya da youtube’da rahatlıkla bulunan Berlinale röportajı eklensin. Film, ekstra konusunda aslında oldukça geniş yelpazeye sahip, en sıradan kamera arkası ya da röportaj bile çok ilgi çekici olabilirdi. Ama maalesef, filmi edindiğinize şükredip rafınızdaki yerine kaldırın.

Sen Aydınlatırsın Geceyi DVD İncelemesi

Sen Aydınlatırsın Geceyi

İnsan endişeden yaratılmıştır.

Film

Festival gösterimini kaçırıp, DVD’si çıksın izlerim diye “izlenecekler” listeme aldığım, fakat bir türlü listeden çıkarmanın nasip olmayan Sen Aydınlatırsın Geceyi’nin DVD’si sonunda çıktı. 2013 yılında gösterime giren filmin yönetmeni Onur Ünlü tarafından DVD’sini piyasaya verilmeyeceği yönündeki bir açıklamasını okuduğum zaman yıkılmış ve belli zaman aralıklarıyla sürekli nette filmi aratıp, izleyebileceğim bir formatın bulunup bulunmadığını aradım. Sonunda rutin DVD reyonu ziyaretlerimden birinde Sen Aydınlatırsın Geceyi’nin Başka Sinema Seçkisi serisinden çıktığını gördüm.

Film, beni pişman etmeyen güzellikte, belleğinizde hoş bir tat bırakan filmlerden. İzledikten sonra günlerce etkisi sürebiliyor. Bence nette okuduğum pek çok yorumu haketmeyen bir film. Bazı filmleri izlerken bazı kuralları kabul edip o kurallar içerisinde filmin içerisine girmelisiniz. Mesela orta dünyayı, orta dünyada yaşayan ırkları ve orta dünya tarihini olmuş gibi kabul ederek yüzüklerin efendisini izlerseniz alacağınız tad bambaşkadır. Fantastik veya bilim-kurgu sinemasından hoşlanmayan insanlar bence genelde bu şekilde bakamadıkları için fantastik ve bilim-kurgu sinemasından zevk almıyorlar.

Sen Aydınlatırsın Geceyi, fantastik bir film. Fantastik bir film ama Amerikan sineması tarzı bir fantaziden bahsetmiyoruz. Çok gerçekçi bir fantazi. Özel yeteneklere sahip insanlar Akhisar’da nasıl yaşarlarsa, filmde de bunu izliyoruz. Abartılı kahramanlıklar, ya da büyük görevler, dünyayı kurtarmalar yok. Sıkılan karakterler, aşk arayan kalpler, kıskançlıklar var filmde.

Leyla İle Mecnun dizisinin, ki pek haz almam, yönetmeninin çektiği filmin kadrosu müthiş. İzleyin izletin. Ama Leyla İle Mecnun’u sevdiğiniz için izlemeyin, Amerikan tarzı fantastik filmleri sevdiğiniz için izlemeyin. Kuralları kabul edin ve bu hoş macecranın içerisine Akhisar’a konuk olun.

Paket

Film, Başka Sinema Seçkisi serisinin artık klasik olan kapak tasarımı ile piyasaya sürüldü. Kaba plastik DVD kutularından bıkmış biri olarak Başka Sinema Seçkisi serisinin paket tasarımlarını beğeniyorum.

Ses ve Video

Video ve ses kalitesi gayet tatmin edici. Özellikle şiveli diyalogların olduğu Türk Filmlerine genellikle ses konusunda çok eleştirel yaklaşabiliyorum. Zaten şiveden ötürü anlamakta güçlük çektiğiniz diyalogları kötü ses kalitesi ile daha da anlaşılmaz olması insanı çileden çıkarabiliyor. Bu anlamda film gayet başarılı. Film siyah beyaz olduğu için görüntü kalitesinde de çok büyük bir beklentiniz olmuyor.

Ekstralar

Fragmanları saymazsak filmin tek ekstrası kamera arkası görüntüleri. Biraz daha özen gösterilebilirmiş diye düşünüyorum, ama hiç olmamasındansa olması daha iyi birşey. Özellikle Şikeci mafya babasını canlandıran oyuncunun makyajının hazırlandığı sahneleri görünce çok oldum. Kamera arkası ile ilgili ne kadar spoiler olur ise artık, oyuncu diyorum, çünkü hoş sürprizi sizin de görmenizi istiyorum. Belki de sadece ben benzetememişimdir.