Abluka DVD İnceleme

Film

2015 yılsonunda gösterime giren ve DVD’si çıktığı gibi aldığım Abluka’yı anca izleme fırsatı buldum, yine geç izlenen bir güzel film. Emin Alper’in Tepenin Ardı’ndan sonra çektiği ikinci filmi olan Abluka 72. Venedik Film Festivalide Jüri Özel Ödülünü aldı.

Politik şiddet olaylarının yaşandığı İstanbul’da, terörist’lerin yoğulukta olduğu mahallede, gördüklerini, farkettiklerini polise raporlaması şartı ile hapisten erken ile salınan Kadir’in ve kardeşi Ahmet’in devlet baskısı ile gitgide paranoyaklaşan, hayal ile gerçeğin birbirine geçtiği hayatlarını anlatıyor.

Emin Alper filmini, 90’larda yaşanan Gazi Mahallesi olaylarından ilham alarak, 2009’da kaleme almaya başlamış. Film gösterime girdikten sonra tekrar benzer olayların yaşanması ise üzücü bir tesadüf. Film belli olmayan bir zamanda, belli olmayan bir örgüt tarafından gerçekleştirilen eylemlere dayalı distopya şeklinde bir anlatıya sahip. Karakterlerin şiveleri Orta Anadolu ve Ege şivesi, dolayısıyla günümüzdeki olaylara benzer olaylar tam olarak gerçeklere dayanmıyor, dayandırılmak da istenmemiş.

Kadir’in polis tarafından baskı altına alınması, baskının şiddetinin artması ile birlikte paranoyanın artması, komplo teorilerinin abartılması filmi tek solukta izlememizi sağlıyor. Kadir’in kardeşi Ahmet ise belediye’nin sokak hayvanlarını öldüren bir timinde çalışıyor. Düşman ilan edilen ve yaraladığı köpeklerden birini, evine alıp bakmaya başlaması ile kendini bir nevi teröristlere yardım ve yataklık eden bir konumda hissetmeye başlıyor. Köpekler metafor olarak teröristleri işaret ediyor. Ailesi ile alakalı sorunlar yaşayan Ahmet, köpeği herkesten sakladıkça delirmeye başlıyor. Filmin sonlarına doğru Kadir ile Ahmet’in her karşılaşmasını hem Kadir tarafından hem Ahmet tarafından ayrı ayrı izleyip, karakterlerin yaşadıkları baskıyı kendi açılarından, kendi sıkıntılarına göre değerlendiriş biçimlerine tanık oluyoruz.

Yoğun kapı zili, telefon çalma sesleri, kazma kürek ve patlama sesleri filmin gerilimini arttırıyor, karakterlerle birlikte izleyiciye de gerginlik aktarılıyor. Kadir’i canlandıran Mehmet Özgür ve Ahmet’i canlandıran Berkay Ateş şahane performans çıkarmışlar. Özellikle Berkay’ın yüz ifadeleri, olaylar karşısındaki tepkileri oldukça gerçekçi.

Film boyunca devam eden hayal ile gerçek arası gidip gelen sahneler hakkında bir karara varabiliyoruz, yalnız filmin final sahnesi izleyiciye bırakılmış son bir bulmaca gibi adeta.

Özel Seçenekler

Diskin özel seçenekler için ayrılan bölümünde bir DVD için oldukça fazla içerik mevcut.

  • Filmin Fragmanı
  • Görme Engelliler İçin Sesli Betimleme
  • Fotoğraf Galerisi
  • Çıkartılmış Sahneler : Aslında tek çıkartılmış sahneden bahsediyoruz, 5dk’lik, Ahmet ile Kadir arasında meyhanede geçen bir sahne, Kadir’in ortanca kardeş Veli’ye olan kıskançlığını daha net ortaya koyan bir sahne.
  • Kamera Arkası : 27 dk’lık kamera arkası görüntülerden oluşan bir görsel içerik.

 

Mutlu Son – DVD İncelemesi

Eğer böyle bir şeyi televizyonda görsen normal karşılarsın. Doğa böyledir. Ama gerçek hayatta, insanın ellerini titretiyor.

Film

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke, her filmi olay yaratan, izleyenleri şok eden, çarpılmışa döndüren, rahatsız edici filmleri ile ünlü ve şahsen benim en etkilendiği yönetmenlerden biri. Haneke’nin son filminin adını, yani Happy End – Mutlu Son’u duyduğumda, fazlasıyla heyecanlandım. Aynı Funny Games’te olduğu gibi yönetmen yine ironik bir isimle filmini izleyiciye sunduğu çok belli idi.

Film ile ilgili ilk yorumlar çok iç açıcı değildi, açıkçası biraz hevesim kaçmıştı ama filmi izledikten sonra açıkçası rahatladım, her ne kadar eski filmlerinden farklı bir konu anlatmasa da yine de tipik bir Haneke filmi diyebiliriz.

Haneke, filminde, burjuvazi, göçmen sorunları, sosyal medya eleştirisi gibi pek çok temayı bir arada ele almış. Bu temaları ele alırken de sanki eski filmlerinden parçaları, kırıntıları tek tek yeni filmine aktarmış gibi gözüküyor. Benny’s Video, Cache ve Amour’dan alınan parçaları farketmemek mümkün değil.

Film, genç oyuncu Eve’ın akıllı telefon ile çektiği görüntüler ile başlayıp daha ilk saniyelerden Benny’s Video’yu anımsatıyor. Eve, annesinin zehirlenmesi sonucu babasının ve üvey annesinin yanına taşınıyor. Başta Jean Louis Trintignant’ın canlandırdığı büyük baba Georges Laurent olmak üzere tüm Laurent ailesi aynı evde evin hizmetçileri Faslı bir aile ile beraber yaşıyorlar. Burada bir parantez açalım, Georges karakterini canlandıran Trintignant Amour’da da Georges karakterini canlandırıyordu. Yönetmen bunun da ötesinde bir gönderme yaparak Amour’u selamlıyor, bu kısım filmi izlememiş olanlara sürpriz olarak kalsın. Yine filmin başındaki inşaat alanındaki çekimler ve gerçekleşen kaza sahnesi Cache – Saklı filminde izlediğimiz uzun, hareketsiz, tek plan çekimlerini anımsatıyor.

Ailenin başına gelen tatsız olayları tek tek aktarılırken aile fertleri arasındaki sorunları ve soğukluğu, burjuvazi eleştirileri eşliğinde ard arda izliyoruz. Anne’nin yaşadığı aşka(!) telefon konuşmaları ile tanık olup, Thomas’ın kaçamaklarını sosyal media hesabından yaptığı yazışmalarla izliyoruz. Hemen her Haneke filminde olduğu gibi televizyon da filmde bir karakter olarak yerini alıyor ve işçi sorunları ile alakalı gerçek haberleri ileterek kapitalizm eleştirisini yapıyor.

Film pek çok Haneke filmine göre çok daha kolay izlenebilir ve anlaşılır bir tempoda ilerliyor. Hatta ikinci izlemede tüm taşlar yerine oturuyor diyebilirim.

Thomas Laurent  karakterini canlandıran Mathieu Kassovitz ile Anne Laurent karakterini canlandıran Isabelle Huppert yine her zamanki gibi muhteşem oynamış.

Filmin sonlarına doğru izlediğimiz ailenin büyük babası Georges Laurent ile torunu Eve arasında geçen mesafeli diyalogda, ard arda gelen itirafların olduğu sahne filmin beni en çok etkileyen sahnesi. Bir eleştirmenin dediği gibi bu filmde çocukların bilinci, yetişkinlerin de etiği yok.

Filme adını veren “Mutlu Son”‘a doğru ilerlerken yine cepten çıkan akıllı telefon filmin kapanışını yapıyor. Haneke yine vaadedileni veriyor ve o huzursuz seyrini sunuyor.

Ekstralar

Başka Sinema Seçkisi serisinden çıkan Mutlu Son DVD’si bozuk çıktığı için filmi internetteki mecralardan indirip izlemek zorunda kaldım, buradan eleştirimi de yapmış olayım. DVD’nin arka kapağında iki adet ekstradan bahsediliyor, filmin fragmanı ve fotoğraf galerisi. Disk bozuk olduğu için bakma şansım olmadı, açıkçası heveslenmedim de. Bir kamera arkası içeriği ya da  Cannes röportajı olsaydı diski değiştirmeyi düşünebilir veya yenisini edinebilirdim. Haneke filmlerini ne zaman blu-ray olarak edinebileceğiz çok ama çok merak ediyorum.

Apocalypse Now Blu-Ray İncelemesi

I love the smell of napalm in the morning.

Film

Tozlu rafımda izlenmeyi bekleyen filmlerden biri daha tesadüflerle birlikte izledim. Aylar önce almıştım Apocalypse Now Blu-ray’ini. Elimdeki versiyon sansürsüz olduğu için üç saatin üzerinde bir film, ekstraları da ekleyince beş saate yaklaşıyordu, bundan dolayı izlemeyi erteliyordum.

Ünlü yönetmen Francis Ford Copolla’nın, Joseph Conrad’ın modern klasikler arasında gösterilen kitabı Karanlığın Yüreğinde (Heart of Darkness)’den Vietnam savaşı temalı uyarlaması olan Apocalypse Now 1976’da çekilmeye başlanmış, 1979’da da gösterime girmiş. Üç yıl gibi bir hazırlık süreci, Copolla ailesi için oldukça zor geçmiş. Filmin ekstralarında ve Hearts of Darkness: A Filmmaker’s Apocalypse belgeselinde çekim sürecinde yaşananlarla alakalı bolca içerik mevcut. Ayrıca Vietnam savaşı 1975’te bittikten sonra coğrafi benzerlikten dolayı Filipinler’de çekilen film, Filipinlerde çıkan ayaklanmalardan dolayı da aksaklıklara uğramış.

Joseph Conrad’ın kitabı, katıldığım korku filmleri ile alakalı bir film atolyesinde, tam da filmi izlediğim dönemde çıktı karşıma. Notlarıma aldığım kitabı araştırırken filmin bu kitabın uyarlaması olduğunu farkettim.

Apocalypse Now çekimleri sırasında Copolla kahramanı Captain Willard gibi bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkıp, Willard’ın yaşadığı cehennemi bizzat Copolla ve ailesi de çekimler sırasında yaşanan talihsizlikler ve aksaklıklarla yaşayarak, Willard’ın hikayesini paylaşmışlar. Copolla bir basın toplantısında bu yol hikayesinin kendi içinde yaşadığı bir yol hikayesine benzetmesi de bu yüzden sanıyorum.

Hearts of Darkness : A Filmmaker’s Apocalypse

Burada Blu-ray diskinde olmayan fakat film ile alakalı bence izlenmesi gereken bir belgesele yer vermek istiyorum : Hearts of Darkness : A Filmmaker’s Apocalypse.

Apocalypse Now’ın çekim sürecini anlatan, yönetmen Copolla’nın eşi Eleanor Copolla tarafından hazırlanmış bir belgesel. Filmi izledikten sonra Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği ismi ile Türkçe’ye çevrilen Hearth of Darkness kitabını araştırırken karşıma tesadüfen çıkan bu belgesel izleyiciye filmin zorlu çekim sürecini anlatıyor.

Belgeselde 238 günlük çekim sürecinde yaşananlar, Eleanor Copolla’nın, eşinin haberi olmadan kaydettiği ses kayıtları ve filmin çekimleri sırasında olan onlarca yıpratıcı olaya şahit oluyoruz. Mesela Michael Sheen’in oynadığı Captain Willard karakterini ilk başta Harvey Keitel’a verilmiş, fakat çekimlerin ilk haftasında Copolla tarafından rol ondan alınarak Sheen’e verilmesi, Marlon Brando’nun, filmin çekimlerinde olan aksamalardan dolayı filmi bırakmak istemesi,  Michael Sheen’in filmin 200. çekim günü civarında yaşadığı kalp krizinin yarattığı etkiler ve Copolla’nın korkuları gibi onlarca detay yeralıyor.

En ilginci Copolla’nın çekim sürecinde defalarca pes edecek seviyeye gelmesi, ses kayıtlarındaki sinirli tavırları, onlarca tahlihsiz olay sonrasında çekimlerin defalarca aksamasının etkileri gerçekten etkileyici.

İzlemeye değer bir belgesel.

Ekstralar

Öncelikle belirteyim, ekstralar için altyazı ve seslendirme dilini seçebiliyoruz, İngilizce ve Türkçe dışında bir seçeneğimiz yok, bir çok izleyici için yeterli sanırım. Ekstralar bölümü dokuz parçadan oluşan görsel içerik içeriyor.

  • 300 Kilometrelik Film : Apocalypse Now’ın Kurgusu 
    Başta yönetmen Copolla’nın olmak üzere editörlerin röportajlarının yer aldığı 18dk’lık bir görsel içerik. Toplamda 300km uzunluğunda bir film şeridine çekilmiş görsellerden yapılan kurguyu anlatıyor yönetmen ve editörler. Elde bu seviye görsel var iken filmin açılış sahnesinin tesadüfen belirlenmesi gibi şaşırtıcı ayrıntılara yerverilmiş. Ayrıca Fransızlar ile karşılaşılan sahnenin uzatılmış versiyona eklenme hikayesi, dış ses kullanımı gibi detaylara yer veriliyor.
  • Filmin Fragmanı
  • Çıkarılmış Sahneler 
    Çekilmiş 300km’lik görselden fazlasıyla çıkarılmış sahne çıkar tahmin edeceğimiz üzere. 25dk’lık bir çıkarılmış sahneler ekstrası bu yüzden şaşırtıcı değil. Kalitesi düşük bir videodan oluşan sahneler filmdeki sırasına göre sıralanmış. Çıkarılmış sahnelerin 13dk’lık kısmı Albay Kurtz’un kampında çekilen bölümde geçiyor.
  • Cannes Basın Toplantısı 
    Bu içerikte, Altın Palmiye ödüllü filmin 19 Mayıs 1979’da çekilmiş Cannes Film Festivali basın toplantısında Copolla çocuklar ile beraber basının karşısına çıkıp filmini anlatıyor. 3,5 dk gibi oldukça kısa olan görselde öncelikle sinemanın geçirdiği dönüşümden, dijitalleşmekten bahsediyor. Sonrasında filminin konusundan bahsediyor, Willard’ın yolculuğundan ve bu yolculuğun onu yokediş hikayesini anlatıyor. Copolla, filmi çektiği sırada yaşadığı yabancılaşmayı, filmdeki karakterine de yansıtıp böylece izleyiciye de aktardığını anlatıyor.
  • Fotoğraf Galerisi :
    Filmin afişlerinin, kamera arkası fotoğrafların ve filmdeki görsellerden oluşan fotoğrafların olduğu bir galeri eklenmiş. Filmde izlediğimiz bir çok sahnenin farklı açılardan çekilmiş fotoğrafları yer alıyor.
  • The Music of Apocalypse Now
    Film müziklerinin hazırlanışı ve röportajları barındıran 14dk’lık görsel Copolla’nın stüdyoda filmin müzikleri ile alakalı, çalışanlara yaptığı bir konuşma ile başlıyor.
    Sonrasında yapılan röportajda, film montajlanırken filmde bir çok The Doors parçası kullanıldığını, ama bu parçaların filmi sanki birebir anlattığını hissettikleri için çıkarıldıklarını ama girişteki The End’in bırakıldığını öğreniyoruz.
    Copolla’nın babası tarafından bestelenen ve elektronik müzik olarak yorumlanan parçaların hazırlanış aşamaları anlatılıyor.
    Filmin sonunda yer alan o tekinsiz, karanlık gitar solosunun ve filmdeki davulların hazırlanışı ile alakalı bölümler ardı ardına filmde o uzun çekim sürecinin ardından film müzikleri ve ses efektleri konusunda da çok detaylı bir çalışma yapıldığını görüyoruz, oldukça fazla emek harcanmış.
  • Apocalypse Now’ın Ses Tasarımı
    14dk’lık bu bir diğer ekstra içerik filmin ses tasarımı ve film müziklerine ayrılmış. Çekildiği dönem için devrim olan ve Stereo 5.1 ile çekilen ilk film olma özelliğine sahip filmin ses efektleri üzerine röportajları izliyoruz.
  • 5.1 Sesin Doğuşu
    Bu içerikte sinema tarihinde ses sistemlerinin gelişimi anlatılarak 5.1 surround sound sistemi, kanalların sinema salonundaki yerleşimi anlatılıyor.
  • Hayalet Helikopterin Uçuşu
    Filmin o muhteşem açılışında yer alan “hayalet” helikopterin sesinin yapılışı, 5.1 ses sistemi için sesin hazırlanması üzerinde 3dklık bir görsel içerik. İçeriğin sonunda yer alan, filmde yeralan sahne ile hoparlörlere verilen sesin gösterildiği kısım ilgi çekici.

Blade Runner 2049 Steelbook Edition Blu-Ray İncelemesi

Daha ne olduğumuzu öğrenmeden, onu kaybetmekten korkuyoruz. İyiki doğdun!

Film

Ve heyecanla beklediğim bir film daha tozlu rafıma yerleşti. Denis Villeneuve, Arrival’dan bu yana takibe aldığım bir yönetmendi. Utanarak yazıyorum, 1982 yapımı ilk Blade Runner’ı geçen sene izleme imkanı buldum. Rabarba Dergisinin Distopya sayısında okuyup listeme almıştım. Açıkçası nedense Wesley Snipes’ın oynadığı Blade olduğunu düşünüp yıllarca posterine dahi bakmamışım bu filmin. Yenilenmiş versiyonunu izleyerek şok olmuştum. 80’lerde yapılan hangi film 2010’larda izleyince size ilkel gelmiyor ? İşte artık bu soruya bir cevabım var, Blade Runner. Blade Runner 2049, 1982 yapımı ilk filme sadık kalınarak çekilmiş, renkler, teknolojiler, filmdeki ortam vs. kesinlikle gözünüze batmıyor. Müzikler Hans Zimmer imzası taşıyor, defalarca dinlenebilir. Hemen her sahne kendi başına çıktısı alınıp duvara asılabilecek güzellikte. Tekrar tekrar izlenebilecek bir film, arşivlemek için çok iyi bir tercih.

Ekstralar

Filmin steelbook versiyonu iki diskten oluşuyor. Ana diskte filmin yanında ekstralar da yer alıyor. Bu ana disk ayrıca tek parça halinde de satılıyor. Bu bölümde Ana diskte yer alan ekstralardan bahsetmek istiyorum, Bonus Diskin içeriğinden aşağıda bahsedeceğim. Ekstralar üç ayrı bölüme onlar da kendi içlerinde ayrı bölümlere ayrılmış durumda. Tüm ekstralar İngilizce ve altyazısız olarak izlenebiliyor.

İlk ekstra Designing the World of Blade Runner, 22 dk’lık bir görsel içerik. Blade Runner’ın çekildiği dünyanın nasıl hazırlandığına dair şahane bir içerik sağlıyor. İlk filmden de görsellerin kullanılarak ilk filme nasıl sadık kalındığını da görebiliyorsunuz. Filmde çok az yeşil ekran teknolojisi kullanılmış, bunu tüm kanıtlarıyla izleyebiliyorsunuz bu ekstrada. Yönetmen Villeneuve bunu kendi de dile getiriyor içerik içerisinde, oyuncular da bu gerçek ortam içerisinde filmi yaşar gibi oynadıklarını ve ortamdan çok etkilendiklerini defalarca dile getiriyorlar. İlk filmin 1982’de yani dokunmatik ekranların henüz hayatımıza girmediği zamanlarda çekilmiş olmasının etkisi belki ama filmdeki tüm teknolojik aletler mekanik. Blade Runner 2049’da da bu tercihe devam edilmiş. Bu mekanik teknolojiler ve kullanılan araçların tanıtıldığı bölüm etkileyici. Ayrıca filmi izlerken farkedemediğim bir detay, hayalet şehir – ghost town olarak geçen yer Las Vegas imiş. Las Vegas çekimleri ve setin hazırlanması ile alakalı bölümler de ayrıca beğendiğim bölümlerden bir başkası.

İkinci ekstra, Prologues bölümü ise üç alt parçadan oluşan ve 2049’a gelirken yaşanan bazı olayları anlatıyor, filmi anlamamıza olanak sağlıyor.

  • 2022 Blackout : Bu bölüm 15dk’lık bir animasyon şeklinde hazırlanmış. Kopya’ların insanlara savaş açtığı ve filmde de geçen tüm dijital verilerin kaybedildiği saldırıyı anlatıyor.
  • 2036 Nexus Dawn : Wallace’ın yeni model kopyasını tanıttığı ve neden yasaları çiğneyerek bir kopya yaptığını kendi ağzından anlattığı toplantı. Altı buçuk dakikalık şahane bir bölüm.
  • 2048 Nowhere to Run : Filmin başında avlanan kopyanın yakalanmasını sağlayan belgeleri kaydediş hikayesi.

Son ekstramız ise Blade Runner 101, yani filmdeki anahtar konuların anlatıldığı 11 dk’lık bölüm. Filmden önce izlesek daha mı iyi olurdu diye düşünmedim değil. Kopyaları, neden yaratıldıklarını ve özellikleri anlatılıyor. Neden insanlara göre ikinci sınıflar, hatta blade runner’lar neden kopyaların en alt sınıfındalar gibi sorulara cevap veriyor. Wallace’ın yükselişi, Tyrell Corp.’u alışı üzerine sorulara cevap veren bir kısım ile devam ediyor ekstramız. Bu ekstrada Joi’ler anlatılmasa olmazdı. Bu yeni AI, neden yaratıldığı anlatılıyor. Son olarak kullanılan aygıtlar tanıtılıyor. K’ın arabasının üzerindeki drone ve Wallace’ın etrafındaki nesneleri adeta kendi gözleri gibi görmesini sağlayan Pilotfish’ler anlatılıyor.

Bonus Disk

Bonus Disk toplamda 35dk’lık bir içerik sunuyor bize. İngilizce altyazı seçeneği var, fakat Türkçe altyazı mevcut değil. İçerik olarak özellikle tavsiye edebileceğim bir içerik barındırmıyor. Bundan dolayı sırf bonus disk almak için daha pahalı bir versiyonu tercih etmeye lüzum yok. Tek disklik versiyon da gayet iyi diyebilirim. İlk diskteki ekstralar çok daha tatmin edici hatta.

Bonus diskin içeriğine gelirsek, aşağıdaki gibi dört parçadan oluşan bir görsel içerik var diskte.

  • To Be Human : Casting Blade Runner 2049 17dk’lık bu görsel içerikte yönetmenin, prodüktörün ve oyuncuların ağzından filmdeki karakterler ve yoruncular tanıtılıyor.
  • Fights of the Future: The Action of Blade Runner 2049 6dk’lık aksiyon sahnelerini ve yönetmenin sahnelerdeki tercihlerini anlattığı görsel içerik.
  • Two Become One 5dk’lık, isminden de tahmin edileceği gibi Joi ve Mariette’nin adeta tek bir kadın haline geldiği o şahane sahneye odaklanılmış bir kamera arkası içerik. Bonus diskte en beğendiğim bölüm bu oldu diyebilirim.
  • Dressing The Skin: The Fashion of Blade Runner 2049 Son zamanlarda çok ilgimi çekmeye başlayan bölümlerden biri, kostüm tasarımları ve tercihlerin anlatıldığı bölüm. 6dk’lık  bu kısa bölümde gelecekte moda nasıl olacak gibi tartışmalar ile başlayıp özellikle Ryan Gosling’in ve Slyvia Hoek’in kostümlerine bolca değiniliyor.

 

Kutsal Geyiğin Ölümü – DVD incelemesi

Kutsal geyiğin ölümü

A surgeon never kills a patient.

Film

Geçen yılın en çok beklediğim filmleri tek tek blu-ray ve DVD olarak piyasaya çıkmaya başlamışken hangi sıra ile inceleme yapacağımı şaşırmış durumdayım. Yorgos Lanthimos, Köpek Dişi’nden beri takip ettiğim ve Haneke gibi rahatsız edici filmleriyle dikkatimi sürekli üzerinde tutan yönetmenlerden biri. Özellikle The Lobster sonrası yönetmen beğeni grafiğini iyice arttırıyor ve 2017’nin en beğendiğim filmlerinden birini izleme keyfini bana sunuyor.

Film rahatsız edici bir kalp ameliyatı sahnesi ile başlayıp, yavaş yavaş ilerleyerek karakterleri bize tanıtıyor. Kalp cerrahı Steven (Colin Farrell)’ın ile göz doktoru eşi Anna (Nicole Kidman)’ın ve iki çocukları ile mutlu ailesi’ne yavaş yavaş yaklaşmaya başlayan, babasını kaybetmiş Martin’in hikayesini öğrenmeye başlıyoruz ve karanlık sırlar filmi Haneke-vari bir kabus’a çeviriyor. Kutsal Geyiğin Ölümü bir yunan miti, Iphigenia’dan esinlenerek isimlendirilmiş, filmin sonlarına doğru yaşanan olaylarla Yunan miti arasında bağlantı kuruluyor.

Film diskin üzerinde de yazdığı gibi bir çok açıdan Kubrik filmlerini andırıyor. İç mekan çekimleri, mekanlardaki simetri ve hatta renklere kadar. Bu benzerlikler sayesinde de 2001: A Space Odyssey’deki gibi ya da Shining’deki gibi klostrofobik bir atmosfer yaratılmış. Ayrıca Nicole Kidman, görsel olarak bire bir Eyes Wide Shut’taki gibi.

Martin (Barry Keoghan), Dunkirk‘teki rolünden sonra o donuk gözlerine çok uygun bir rolde karşımıza çıkıyor, sanırım ilerde daha da fazla göreceğiz Keoghan’ı. Kimi yorumcular Martin’i doğaüstü yetenekleri yüzünden ve filmdeki adalet arayışı/sağlayışı sebebiyle tanrı benzertmesi yapmış.

Film güzel kurgulanmış bir gerilim/korku filmi. Haneke’nin Funny Games’indekini andıran aileye yapılan rahatsız edici bir istila konu ediliyor. Cannes film festivalinde En İyi Senaryo ödülünü almış.

Ekstralar

Filmde iki dakikalık bir Lanthimos yorumundan başka trailer’lar dışında bir ekstra yok. Diskin arkasındaki özel seçeneklerdeki dört maddeye inanmayın, sadece filmi izleyeceksiniz, diskte başka bir içerik yok. Bunu bilerek alın filmi.